Şu anda Boş: 0₺
Hiç bir paket cipsi bitirip, nasıl bitirdiğinizi hatırlamadığınız oldu mu?
Ya da masadaki çikolatayı görür görmez, elinizin ona gittiğini?
Bu tesadüf değil. Zihnimiz daha önce öğrendiği ilişkiler üzerinden çevremizdeki şeyleri hızla olası eylemlerle eşleştirir. Bir şeyi görür, tanır ve onunla ne yapacağımıza dair bir sonraki adım çoktan oluşmaya başlamış olabilir.
Yiyeceklerde de benzer bir süreç işler.
Çikolatanın görüntüsü, taze pişmiş bir kurabiyenin kokusu ya da masanın üzerinde duran bir paket atıştırmalık, daha biz karar verdiğimizi fark etmeden yeme isteğini tetikleyebilir. Araştırmalar, yiyecek ipuçlarının yalnızca dikkatimizi çekmekle kalmayıp, o yiyeceği yeme deneyimine ilişkin zihinsel canlandırmaları ve yeme yönelimini de harekete geçirebildiğini gösteriyor.
Özellikle zihnimiz çok dağınık veya stresliyken, bu süreç daha da otomatik hale gelebilir. Bir yiyeceği görürüz, elimiz ona gider ve bir süre sonra ne kadar yediğimizi bile fark etmeyebiliriz.
Farkındalıklı yeme pratiklerinin amaçlarından biri tam da burada başlar: Otomatik pilota geçtiğimiz anları fark etmek.
İşte burada mindfulness bize bir alan açıyor.
İlk ortaya çıkan harekete geçme dürtüsü her zaman kontrol edemeyebiliriz. Ama onu fark edip ve seçim yapabiliriz.
Çikolatayı gördüğümde aklımdan “bir parça yesem” düşüncesinin geçtiğini fark edebilirim. Stresliyken mutfağa yöneldiğimi fark edebilirim.
Tok olduğum halde belirli bir yiyeceği özellikle istediğimi fark edebilirim.
Ve bütün bunları fark ettiğimde, otomatik olarak harekete geçmek ile bilinçli bir seçim yapmak arasında küçük bir alan oluşabilir.
Farkındalıklı yeme biraz da bu alanı keşfetmekle ilgilidir.
Farkındalıklı yeme nedir?
Farkındalıklı yeme, ne yememiz gerektiğini söyleyen yeni bir beslenme kuralı değildir.
Kalori hesabı yapmak, belirli yiyecekleri yasaklamak ya da “kendimizi kontrol etmek” de değildir.
Daha çok, yemek yerken gerçekleşen deneyime dikkat getirmektir.
Açlığımı fark etmek.
Yeme isteğinin nasıl ortaya çıktığını fark etmek.
Yemeğin tadını, kokusunu ve dokusunu gerçekten deneyimlemek.
Ne kadar hızlı yediğimi fark etmek.
Bedenimin doyduğuna dair sinyalleri fark etmek.
Kendi yeme rutinlerimi fark etmek.
Ve bazen de zihnimde beliren “bunu yemeliyim” düşüncesini, hemen yerine getirmem gereken bir komut olarak değil, fark edebileceğim bir deneyim olarak görebilmek.
Bu son nokta özellikle önemli.
Bir yiyeceği gördüğümde aklımdan “bunu yemek istiyorum” düşüncesinin geçmesi, o düşünce doğrultusunda hemen harekete geçmem gerektiği anlamına gelmez.
Düşünceyi fark edebilirim.
Yeme isteğini bedenimde nasıl hissettiğimi fark edebilirim.
Bir süre onunla kalabilir ve değişip değişmediğini gözlemleyebilirim.
Amaç düşünceyi bastırmak ya da yeme isteğini ortadan kaldırmak değil. Onu fark ederek otomatik tepki ile davranış arasına biraz alan açabilmek.
Bunu şimdi deneyebilirsiniz
Mindfulness eğitimlerinde sıkça kullanılan klasik bir pratiği birlikte deneyelim. Kuru Üzüm pratiği. Daha önce yapmış olsanız da sizin için ilk kez olacak gibi deneyin çünkü tam da ‘o’ kuru üzümü ilk kez yiyorsunuz.
Bir kuru üzüm ya da tek lokmada yiyebileceğiniz bir yiyecek alın; zeytin, ekmek, çikolata gibi. Onu sanki daha önce hiç görmemişsiniz gibi inceleyin.
Rengine bakın.
Şekline ve yüzeyine dikkat edin.
Elinizde nasıl hissettirdiğini fark edin.
Koklayın.
Sonra ağzınıza alın ve hemen çiğnemeden önce neler olduğunu fark edin. Tadı nasıl?
Dokusu nasıl?
Tat zaman içinde değişiyor mu?
Çiğnediğinizde bedeninizde neler oluyor?
Yutma anını fark edebiliyor musunuz?
Buradaki amaç kuru üzümü “doğru şekilde yemek” değil.
Amaç, normalde birkaç saniye içinde ve çoğu zaman otomatik olarak gerçekleşen bir davranışı biraz yavaşlatıp incelemek.
Bir yiyeceğe bakmak.
Onu istemek.
Yemek.
Tatmak.
Doymak.
Bütün bunlar aslında fark edebileceğimiz deneyimler.
Kuru üzüm yeme pratiğini burada deneyebilirsiniz → [Kuru Üzüm Yeme Pratiği] Ve belki zamanla bu yalnızca kuru üzümle sınırlı kalmaz.
Bir fincan kahveyi içerken gerçekten tadını fark etmek.
İlk lokmayı alırken bedeninizdeki açlık hissini fark etmek.
Televizyon karşısında otomatik olarak bir şeyler atıştırdığınızı fark etmek. Nefesinizin farkına varmak, sakinken nasıl aktığını, gerginken nasıl değiştiğini. Bir yiyeceği gördüğünüz anda zihninizde beliren isteği fark etmek.
Ya da bazen gerçekten aç olduğunuzu fark edip, bu kez hiçbir şeyi değiştirmeye çalışmadan yemeğinizi yemek.
Farkındalıklı yaşam biraz da burada başlıyor.
Her şeyi kontrol etmekte değil, olanı fark edebilmekte.
Ve bir şeyi fark ettikten sonra genellikle bir sonraki soru gelir: Peki şimdi kendime nasıl destek olabilirim?
Bazen cevap hiçbir şey yapmamaktır, sadece fark etmiş olmak yeterlidir.
Bazen ise, fark ettiğimiz o anda bize gerçekten iyi gelecek küçük bir şey vardır. Bir nefes almak. Bir mola vermek. Ya da sadece o anda ne olduğunu kabul etmek.
Ve bazen bu farkındalık bize beklemediğimiz şeyleri de gösterebilir.
Belki keyifle yaptığınızı düşündüğünüz bir şeyin size düşündüğünüz kadar keyif vermediğini fark edebilirsiniz.
Amaç bunları değiştirmek değil.
Önce gerçekten ne olduğunu görmek.
……………………
Nefesi fark etmek, ve nefes pratikleri yapmak kendinize destek olmanın en erişebilir yollarından biri. Nefes pratiklerini deneyimlemek isterseniz isterseniz, nefes derslerime göz atabilirsiniz.
Bu fark etme alışkanlığını hayatın çok daha geniş alanlarına taşımak isterseniz de yakında eklenecek Mindfulness pratikleri için beklemede kalın.




